8 Mart 2013 Cuma

Kadınlar İçin Yazılmış En Güzel Şiir

James Oppenheim "Ekmek ve Güller" şiirini kadın hakları hareketini desteklemek için 1911'de American Magazine'de yayınladı. Oppenheim şiirinin ilhamını; sosyalist, feminist,sendika lideri Rose Scheneiderman'dan almıştı. Şiir, göçmen tekstil işçilerinin ücretlerinin düşürülüşüyle 1912'de patlak veren Lawrence Tekstil grevine ilham oldu. Çoğu kadın katılımcının başı çektiği bu grev "Ekmek ve Güller Grevi" olarak anıldı. Kadınlar  "Ekmek de istiyoruz Güller de!" sloganını kullandılar. Aşağıdaki resim grev esnasında çekilmiş: 

Şiiri, Mimi Firina 1970'de müzike döktü ve şiir kadın haklarının dünyadaki milli marşı haline geldi. 




Farklı sanatçılar tarafından "Ekmek ve Güller" söylendi. Aşağıdaki Judy Collins yorumu çok beğenildi. 

Mucizevi sözlerin yer aldığı şiir 20 yy.'da kadın hakları hareketinin meramını anlattı insanlara.  


Yürürken biz, yürürken günün güzelliğinde,
Karanlık mutfaklara, gri fabrika kuytularına,
Dokunur apansız çıkan güneşin tüm parlaklığı,
Ve duyar insanlar bizim şarkımızı: Ekmek ve Güller! Ekmek ve Güller!

Yürürken biz, yürürken, erkekler için de savaşırız,
Çünkü kadınların çocuklarıdır onlar, ve biz analık ederiz yine onlara.
Yaşamlarımız doğumdan ölüme kan ter içinde geçmeyecek;
Kalpler de ölür açlıktan bedenler gibi; ekmek verin bize, ama verin gülleri de.

Yürürken biz, yürürken, sayısız ölü kadın da yürür bizimle
Ve bizim şarkımızda duyulur yaşlı çığlıkları ekmek için.
Küçük hünerleri, sevgiyi ve güzelliği bilirdi onların kahırlı ruhları.
Evet kavgamız ekmek için, ama güller için de.

Yürürken biz, yürürken, daha güzel günleri getiririz,
Kadınların yükselişi insan soyunun yükselişi demektir.
Köle gibi çalışma ve aylaklık yok, on kişinin çalışıp bir kişinin yattığı,
Paylaşalım yaşamın görkemini: Ekmek ve güller, ekmek ve güller.
Yaşamlarımız doğumdan ölüme kan ter içinde geçmeyecek;
Kalpler de ölür açlıktan bedenler gibi; ekmek verin bize, ama verin gülleri de.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Bugün Senin İçin Ağlıyoruz

Arap dünyasında yaşanan en büyük değişim, Arap Baharı ile oldu. Arap baharını işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsuzlükler ve kötü yaşam koşulları tetikledi.  

Tunus'u 23 yıldır yöneten Zeynel Abidin Bin Ali ülkeden kaçtı. 30 Yıldır iktidarda olan Hüsnü Mübarek, tahrir meydanında inatla bekleyen kalabalığa yenildi ve görevi bıraktı. Yemen devlet başkanı Salih görevini bırakmak zorunda kaldı. Libya lideri Albay Kaddafi, memleketi Sirte'de yakalanarak öldürüldü. 
Cezayir, Lübnan, Ürdün, Moritanya, Umman, Sudan, Suudi Arabistan, Suriye, Cibuti, Fas, Irak, Bahreyn, İran, Kuveyt ve Batı Sahra'da küçüklü büyüklü protesto ve gösteriler, kamu alanlarının işgali, çatışmalar,hapishane baskınları, kamu binalarının yakılması, şehir işgalleri gerçekleştirildi. Arap ülkeleri olmayan İran, Arnavutluk ve Ermenistan'da bile, Arap baharı'nın etkisiyle küçük çapta olaylar gözlendi. Sebepleri sonuçları hala tartışılmakta.  

Arap Baharı'nın ilk kıvılcımını sebze-meyve tezgahına el konulan Üniversite mezunu seyyar satıcı Muhammed Buazizi, 17 Aralık 2010'da ateşledi. Gerçekten ateşledi. Kendisini yakarak intihar girişiminde bulundu. Cenazesine katılanlar, "İntikamını alacağız. Bugün senin için ağlıyoruz, ölümüne sebep olanları da ağlatacağız dedi. Arap Baharı'nda domino etkisi yaratan bu mucizevi olay oldu.

12 Ocak 2013 Cumartesi

Aşk İçin Yapılan En Güzel Anıt

Şah Cihan, dokuz aylık hamile eşi Mümtaz Mahal'i yanına alarak ordularıyla Burhanpur'a gider. Mümtaz Mahal, 14. çocuğunu doğururken hayatını kaybeder. 

Şah Cihan, eşinin ölümünün ardından 2 yıl boyunca yas tutar. Artık devlet işlerine tamamen ilgisini kaybetmiştir. Mimari ve sanat'ta teselli bulur. 

Mümtaz Mahal'in ölümünün ardından 1632'de anısına Tac Mahal'in temelleri atılır. Bu muzicevi yapı dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilir.

8 Ocak 2013 Salı

Boston Çay Partisi

Büyük Britanya,Amerika'da yaşayan kolonistlerden, İngiliz vatandaşı sayılmadıkları  için vergi toplayamıyordu. Bu gelir(!) kaybını dengelemek için Amerika'ya satılan çaylara yüksek oranda vergi koydular. Yüksek vergileri protesto etmek için bir grup Amerikalı 6 Aralık 1773'de kızılderili kıyafeti giyerek gece yarısı Büyük Britanya'dan gelen ingiliz gemilerindeki çayı Boston Limanı'nda denize döktü. Bu eylem,  "Boston Çay Partisi" olarak anıldı.

Boston Çay Partisi sonrası Britanya'ya ve Britanya mallarına karşı bir dizi boykot ve protesto gerçekleştirildi. Bu duruma karşı Büyük Britanya sert bir karşılık verse de 1774'de  Philadelphia'da Amerikan ordusu kurulmasına ve İngilizlere karşı ticari yaptırımlar uygulanmasına karar verildi. 

Mahatma Gandi,1930'da Boston Çay Partisi'nden etkilenerek bir pasif direniş ve sivil itaatsizlik eylemi olan Tuz Yürüyüşü'nü başlattı. 

Şiddet içermeyen ve sembolik bir protesto olan bu mucizevi eylem Amerikan Bağımsızlık Savaşının önemli kıvılcımlarından biri oldu.

21 Aralık 2012 Cuma

Dünya Size Güller Bize

1980'lerin sonuna kadar Balkan Müziği çalıştı. Kanadalı bir müzik sanatçısıyken  "Türkçe albümlere rastladım ve aniden duygusal bir bağ oluştu" diyerek türkçe öğrenmeye ve türkçe halk müziği söylemeye başladı. 




Rumeli Müziği olarak bilinen Türk-Balkan ezgilerine ilgi duydu. Türk müziği teorisi üzerine çalışmalar yaptı ve unutulmaya yüz tutan halk müziği arşivlerini araştırdı. Trakya-Balkan bölgesini, köy köy, şehir şehir gezdi. 

90'lı yılların başında Kanada'da Balkan müzikleri üzerine tez hazırlarken İstanbul'a geldi ve İstanbul'da yaşamaya karar verdi. Türkiye'de bulunduğu beş yıl içerisinde Türk kültürü ve halk müziği ile iç içe yaşayan sanatçı pek çok özel gösteri ve festivalde sahne aldı.
Soprano ses tonuna sahip Brenna MacCrimmon; Selim Sesler, Baba Zula, Mad Professor gibi gruplarla birlikte şarkılar söyledi. Fatih Akın'ın yönettiği İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek (Crossing the Bridge) adlı filmde anonim bir eser olan 'Penceresi Yola Karşı' ve 'Ben Bir Martı Olsam' adlı türküyü, Elveda Rumeli dizisinde de "ediye" şarkısını seslendirdi. Yakın zamanda Beth Cohen, Paul Brown, Polly Ferber ave Haig Manoukian ile birlikte Orkestar Keyif adlı bir grup kurmuştur.
Yabancı olmasına rağmen türkçeyi iyi kullanışı, yok olmaya yüz tutmuş anonim halk müziklerini su yüzüne çıkarması, eşsiz ses tınısı ile hayli ilgi gördü ve mucize niteliğinde çalışmalara imza attı. 

P.S.: Bu yazının kapak fotoğrafında Kanada'da yaşayan dostum Günday, oğlu sevgili Aren ve Brenna yer almaktadır. Fotoğrafın kendisi bizzat bana adanmıştır. 



Dünya Size Güller Bize

Yağmur Yağar Taş Üstüne

Güzeller


Bir Sana Bir De Bana


9 Aralık 2012 Pazar

Hani Bir Sarı Fırtına Koptu Zamansız



Gençlik yıllarında birçok sanat dalına merak saldı. Bu sürede asi kişiliğiyle dikkat çekti,dansöz olma hayali kurmaya başladı. Daha sonrasında, bu süreç için "Allah babama acıdı da şarkıcı oldum" dedi. 
Dillerden düşmeyen şarkılarla bezeli onlarca albüm çıkardı. 
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
1980 darbesinde yaşı mahkeme kararıyla büyütülerek idam edilen Erdal Eren'in mahkemedeki çaresiz bakışına atıfta bulunan "Son Bakış" şarkısını söyledi. 

Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
1996 yılında 2 şarkılık bir albüm yaptı. Cumartesi annelerine adadı. Ama albüm satışa çıkmadı. 

Ben anayım
Yanmaz canım dışardan, kora koysalar
Ümidimi kaybedemezsiniz ölsem de
Ahım tarihi karalar, karalar
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
1997'de satışa çıkan "Düğün ve Cenaze" albümünü çıkardı. Yine eleştirildi. Dokuz Goran Bregoviç, bir tane Kurtis Jasavev bestesinden oluşan albümün sözlerini Pakize Barışta ve Meral Okay ile birlikte yazdı.

Vicdansız rüyama, şarkıma, şiirime girdin
Sanki kendi bahçelerin misali, arsız
Be vefasız sana martılar getirdim
Kanatlarım var beyaz 
Ama acımıyor yüreğim
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
2008'de Düş Bahçeleri albümünü çıkardı. Aynı albümünde Tanrı'nın Gözyaşları şarkısını Türkiye'de bir barış ortamının oluşması için yazdığını, bunun oluşabilmesi içinse sınır ötesi operasyonların bitirilmesi gerektiğini açıkladı. 

Bir büyük gözaltı hayatımız
Ölü çocuklar coğrafyasında
Kayıplar destanı hikayemiz
Melekler anaların dilsiz yasında
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
2009 yılında "Yürüyorum Düş Bahçeleri"nde albümünü çıkardı. Aynı yıl başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı arayarak Kürt Açılımı'na destek verdi ve eleştirildi. 

A benim dilsiz dillerim a benim sessiz ellerim 
yakala saçından tut hayatı çevir yüzüne öp öp 
a benim dilsiz dillerim a benim sessiz ellerim 
yakala saçından tut hayatı çevir yüzüne öp öp

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
2009'da 14 yaşındaki Ceylan Önkol'un bedeni havan topuyla paramparça oldu. Aşağıdaki dizeleri yazdı, Nukhet Duru söyledi. 


Ah yüreğimde dört nala atlar
Atların sağrısında kanatlar
Sağ yanım boydan boya Mezotopamya
Sol yanımda Rumeli ağıtları patlar
Gözlerime astılar seni
Ceylanım kör oldum ben
Ne havan topu ne mermi Senle vuruldum ben
Ah gözümün yaşı sel Selanik
Diyarbekir'e bi' türkü selalık
Gezme ceylan bu dağlarda gezme
Gece gerdanlık gündüz mezarlık
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - 
Sezen Aksu'nun söz yazarlığı, şarkılarında türkçeyi eşsiz bir ustalıkla kullanması ve tüm insancıllığı onu bir şarkıcıdan öte mucize bir ozan yaptı. Kasasında 200'e yakın bestesinin henüz gün yüzüne çıkmadığı ve sözlerini oğlu Mithatcan'a miras bıraktığı söylenir. 

Kaç çiçek soldu, hani bu sondu
Hani bir sarı fırtına koptu zamansız
Kaç tohum filiz dondu
Hani bir acı yel savurdu
Yürekler son defa vurdu

6 Aralık 2012 Perşembe

Darüşşafakalı Çocuklar Kardeştir (DAÇKA)

1863 yılında padişah fermanıyla kuruldu. Eğitimde fırsat eşitliğini hedefleyen sosyal dayanışmacı yönüyle ülke tarihinde bir ilk oldu. 

Ülkeye telgraf geldi.Galatasaray’ın elit öğrencileri telgraf memuru olmaya yanaşmayınca Darüşşafakalılar göreve çağırıldı.İki yıl içinde okul telgraf fen mektebine dönüştü. 

Memleketin öğretmene ihtiyacı oldu. Darüşşafakalılar yine  göreve çağırıldı, kısa zamanda öğretmen yetiştiren bir okul haline dönüştü.

Sivil bürokrasi neye gereksinim duyduysa oraya yönlendirildiler. 
93 Harbi patlak verdi  İşgale uğrayan topraklardan binlerce göçmen İstanbul’a geldi. Çoluk-çocuk Darüşşafaka'ya yerleştirildi.
17 Ağustos depremzedesi 41 öğrenci, okula sınavsız alındı. 1997-2007 döneminde toplam 78 şehit asker ve polis çocuğu, okula sınavsız kabul edildi.
Darüşşafaka, Mardin Bilge Köyü’nde yaşanan acı olayın ardından koşullarına uyan beş çocuğa kapılarını açtı.
2012'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul'da yapılan değişiklikle babası hayatta olmayanların yanı sıra annesi hayatta olmayanlar da kabul edildi. "Türk-İslam çocukları" ibaresi yerine "Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı" olarak değiştirildi.